• Şarkılara Mektuplar

Gül'den gelen

Benim hikayemde umut yastan doğar. Yeryüzünün yası insanların gözyaşlarıyla akar. Her bir insan aynı zamanda ortak insanlığın hüznüyle yaşar. Ve bu hüznü layığıyla yaşamadan umut yası geçirmez...

Bugün ben de duydum sizi... Sadece dinleyebildiğim bu günlerde… Şifaya ve iyileşmeye niyet ederek yazıyorum.


Dünya size ne diyor diye sormuşsunuz, yeryüzüne kulak vermeye davet etmişsiniz ve anladığım kadarıyla sadece bugün için değil yarın için de beslediğimiz umutları sormuşsunuz... Duymak ve duyurmak ne kadar güzel. 20 gündür karanlık bir odadayım, hayatım bir anda değişti ve şimdi gözlerim eskisi gibi görmüyor. Bir sürü davetsiz ışıklar görüyorum dünyanın önünde. Belki de davetlilerdi, belki de onlar da duyulmak istedi bilemiyorum... Sahi, insan dünyaya ilk düştüğünde davet edilmiş miydi? Her davet şifa için bir mum yakar diye umut ediyorum. Bugünlerde ben hep umut ediyorum. Gün yüzüne çıkamıyorum, aydınlığa bakamıyorum, bu odanın içinde sadece dinleyebiliyorum.


Sizleri de göremedim, sadece davetinizi dinledim. Aydınlıkta umuttan bahsetmek bir nebze daha kolay. Halbuki en çok karanlığın ihtiyacı var ona... Şimdi karanlıkta umut nasıl doğar, onu anlatacağım size.


Benim hikayemde umut yastan doğar. Yeryüzünün yası insanların gözyaşlarıyla akar. Her bir insan aynı zamanda ortak insanlığın hüznüyle yaşar. Ve bu hüznü layığıyla yaşamadan umut yası geçirmez... Benim yeryüzü şahitliğim bu diyalektik akışı yazdırıyor. Ve biz insanlar yas zamanı en çok evimizde kalmayı severiz. Evimiz bedenimiz, evimiz ağaçlar, evimiz nane yaprakları, evimiz kelebeklerin kanatları... Birbirimizi dinleriz. Konuşmadan hislerimiz akar ortak insanlığa, dünyaya, kainata... Söz akmaz, göz yaşları akar ortak yas havuzuna... Doğanın kuşları, doğanın bulutları, doğanın yıldızları... Hiçbiri durdurmak istemez bu yası. Beklerler, akarlar, duyarlar... Kalp kalbe değer... Gözlere, kulaklara, ellere gerek kalmadan kalp kalbe değer... Yeryüzünün kalbine... Ben bunun adına şefkat de diyorum. Evimize duyduğumuz şefkat... Herhangi bir canlıyı yaşatan bu bağlantıya duyduğumuz şefkat... Yaşatmak... Doğa bunu konuşmadan da yapıyor... Yeri geliyor göz yaşlarımıza tanıklık ediyor, yargılamadan, söze karışmadan... Sadece bizi kapsayarak... Birinin seni duyup duymadığını kalp ritminde hissedersin ya... İşte doğa da yas döneminde o ritme eşlik ediyor.. Kalbini bastırmadan... Ritmik ama naif... İşte o ritim yavaşladığında ve sakinleştiğinde umut kalpten doğuyor... Bastırılmadığı için çok mutlu doğuyor... Özgürce duyulduğu için çok mutlu doğuyor... Ve bize diyor ki "az önceki bendim, yas bendim, doğmama izin verdiğin için teşekkür ederim". Bir kelebek kozası gibi... Sadece insanlar bu doğuşa daha çok hayret ediyorlar. Halbuki umutsuz yas olmaz.


İşte ben de yaslı/yaşlı günlerdeyim... Kalbimin derinliklerinde titreyen umudu zaman zaman kısık sesle duyuyorum. Birbirimize duyurduğumuz her bir şefkatli seste kalp ritmim yavaşlıyor, sakinleşiyor ve umudum "yas, bendim" diyor... Sizi duyduğumda bana dediği gibi... Ve son olarak, dünyada bizi hâlâ şaşırtan iyiliklerden dem vurmuşsunuz... Ne mutlu ki iyiliği gözle görmeye gerek yok. Ve ben tüm benliğimle görüyorum. Şimdi göze gerek duymadan gördüğümü yazacağım size.


Yasımla, umudumla, direnişimle ben konuşuyorum, yanımdaki yoldaşım yazıyor... Yutkunduğumda bekliyor göz yaşımın akıp gitmesini. Bekliyor kalp ritmimin yavaşlamasını. Benimle birlikte bekliyor "ben yasım" cümlesini duymayı... Şu an için benim ellerim, gözlerim ve ritmime eşlik eden sesim... Yoldaşının eskisi gibi görmesini şefkatle, sabırla ve umutla bekliyor...


İkimiz de sustuk… Söz yok, kalpten kalbe bir akış var... Göz yaşlarımızın akmasından korkmuyoruz. Doğanın bizi kapsadığı gibi bu akışı sakinlikle dinliyoruz... Duydunuz mu?

Umut, doğmadan önce de kıymetlidir.


Çünkü biliriz ki bu yaşlı günlerde o hep oradadır, orada... Kalp ritminin en derinliğinde, olması gerektiği yerde...


Şifa ve şükranla...


Gül

92 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yol

Umuda dair