• Şarkılara Mektuplar

Sevgili ağaç

Göçüm kendime, yolum kendime. Başkalarına kapamalıyım sözlerimi, gözlerimi. Sana versem gizlerimi güneşte kurutur musun?

Sokağında sana bakmadan geçen gözler var, ne yazık. Bilseler seni, tanısalar, biraz sokulsalar kuruyan dallarına. Dalların kurudu. Kendimden sıyrıldığım bir sabah fark ettim bunu. Sonbaharın geldiğini o gün anladım. Sen böylesin işte. Konuşursun gizli gizli. Baktırırsın kendine. Bakıştığımız anda aramıza duman renkli kedi girdi. Kedinin adı yok. Nasıl ki sana ad veremiyorsam ona da bir ad veremiyorum. Kendine has, isimsiz. Aranızdaki muhabbeti kıskanıyorum, saatlerce ne konuşursunuz böyle kuzum bakışarak koklaşarak? Uyuduğunuz da oluyor birlikte. Bir tek onu yapamıyoruz senle, uykuyu. Onu da yaparsak ben de sokaktan sayılır mıyım sence? Sıyrılır mıyım aklımın sınırlılığından, çeperlerimden?


Sen dışarıdasın, ben içerde. İkimizin de dalları kuru, senin yaprakların yok, benim de saçlarım. Ama sen daha cesaretlisin benden, sere serpe yayıyorsun çıplak dallarını, çatlak köklerini, açıyorsun bedenini ulu orta. Peki ya ben? Cesaretine hayranken yapabiliyor muyum aynısını? Susup dudaklarımı cama dayıyorum. Evin duvarları genişliyor. Ben hafifliyorum, sen gülümsüyorsun. Aramızdaki mesafe daralıyor, biz kayboluyoruz.


Sokağında artık kimseler öpüşmüyor, ne yazık. Sana yaslanıp aşk sözleri fısıldayan sevgililer kayıp. Evren sesi saklar. Fısıltılar kalır, sesler, kahkahalar… Belki sokağından el ele geçen sevgililer ayrıldılar. Birlikte güldükleri anların büyüsü çoktan bozuldu. Duyguları başka duygulara dönüştü belki. Evren seslerini ayırmış mıdır onların sence? Dönüştürmüş müdür başka seslere? Aşk sesle taşınmış mıdır sonsuzluğa? Onun sesi ve benim sesim aynı yerde mi asılıdır sence? Ayrılsak da birlikte miyiz sonsuzca?

Bugün yine kar yağdı. Odamın sıcaklığında sana bakınca kar güzelleşiyor. Karı sen mi güzelleştiriyorsun yoksa? Özlüyor musun bahar sıcaklığını? Ürperiyor mu dalların soğuktan? Bekliyor musun kartopu oynayacak çocukları? Kardan adam ister miydin yanına? Sesimi duyuyor musun, yoksa sen de mi uyuyorsun kış uykusuna? Şişt uyan, bak kar yağıyor! Kuşlar cıvıldaşıyor dallarında.


Sen dışardasın, ben içerde. İçerde kahve kokusu var, yıkanmış çamaşır kokusu, haşlanmış karnabahar ve sarımsak. Eşyalar konuşuyor. Yazı masası sızlanıyor, koltuk horluyor, defter fısıldıyor. Yazı masamın yerini değiştiriyorum. Koltuğu sağdan sola kaydırıyorum. Deftere yazdıklarımın üstünü çiziyorum. Yeni bir sözcük yazıyorum: Güneş. İşte o an perdeleri yıkamaya karar veriyorum. Deterjan bitmiş, alış veriş listesine doğal lavanta sabunu deterjanı al diye not alıyorum. Kahvemi içmediğimi fark edip hayıflanıyorum. Dalgınlığımın gizli nedenini ararken aynaya bakakalıyorum. Kendimde kendimi arıyorum. Yerimde yokum. Kendi yüzümde başka yüzler görüyorum. Bütün hafta boyunca karşılaştığım yüzler gözlerimden aynaya dökülüyor. Biri sessizce gülümsüyor, biri çaresizce, diğeri kibirli, başkası kederli. Herkes hikâyesini açmaya hevesli. Sorsam açılacak dilleri. Sormuyorum. Kelime biriktiriyorum. Göçüm kendime, yolum kendime. Başkalarına kapamalıyım sözlerimi, gözlerimi. Sana versem gizlerimi güneşte kurutur musun? Fısıldasam sana o hikâyeleri sokağa akıtır mısın? Karda eritir misin kederli gülüşleri? Neşeyi çoğaltır mısın bakışımı sana saklasam? Dallarında uyutur musun uyurgezer bu yüzleri? Sana sesleniyorum. Hey, bana bak! Bende kaybolmazsın, gizleme kendini.


Neyse, sana söylediklerimi unut. Hafızan var mı sahi? Hatırlar mısın gördüğün düşleri? Sayar mısın kış güneşli neşeli günleri? Tanıklık yapar mısın sokağın geçmişine? Kimindi sokak, kimindi ses, kim kimi çok sevdi de, kim kimden gizlendi, bilir misin sahi? Hırsızlar ne zaman dadandı öpüşlere, ne zaman yasaklandı umarsızca gülmek? Nasıldı kalabalığın kokusu? Kimler söylerdi bağırarak o şarkıları? Ne zaman başladı korkak adamların uğultusu? Ne zaman boşaldı meydanlar, sokaklar? Hangi aralıkta kaybettik sevdiğimiz şairlerin sözlerini? Ne zaman unuttuk saçma da olsa bize ait bir cümle söylemeyi? Kendimizi ne zaman bıraktık? Ne zaman bıraktık? Ne zaman? Ne zaman? Sana söylüyorum, hafızan var mı sahi? Sen böylesin işte. Konuşturursun gizli gizli. Baktırırsın kendine. Kar duruldu, yüzümü yıkadım. Yeniden bir kahve yaptım. Sana bakıyorum, dallarında kar var. Üşümüyorsun değil mi?


Gülden Ateş

69 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Kendime